Muhalefet Partileri Erdoğan İle Girecekleri Kavgayı Kazanamazlar…

Adalet ve Kalkınma Partisi, 14 Ağustos 2001 tarihinde Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşları tarafından karanlığa kapalı aydınlığa açık ve tek başına iş başına sloganı ile kurulduktan bir sene sonra girdiği 3 Kasım 2002 seçimlerinde % 34 oy alarak 365 milletvekili çıkararak tek başına açık ara fark ile seçimi kazandı.

Erdoğan’ın siyasi geçmişine baktığınız zaman bütün ömrünün kavga ile geçtiğini görmeniz mümkün.

Ortam ve zamanın ruhuna uygun olarak Erdoğan‘ın uzmanlık alanı kavgadır. Kavga derken de sadece olumsuz manada da demiyorum. Baş örtüsü için kavga etti, demokrasi için etti, sağlık için eti. Ancak bazen de seçmenini tutabilmek için kendi yönettiği kavgaları muhalefet ile ederek seçmenini konsolide etmeyi başardı.

Ülke içinde kim olursa olsun Erdoğan ile girdiği bir kavgada galip çıkma şansı sıfırdır.

O halde daha işin başında kaybedeceğinizi bildiğiniz bir savaşa girmek akıl kârı değildir.

Peki Muhalefet parti genel başkanları ve partililer ne yapmalı ne yapmamalıdır sorusuna cevap aramak gerekir.

Yapılacak en doğru ve makul şey hükümetin yaptığı veya yapamadığı işlerden dolayı zora gren halkın yaşamından örnekler vererek kendilerinin buna nasıl çözümler üreteceğini seçmene anlatmalıdır.

Örnek olarak ülke Ekonomisinin bu kadar çok kötü olmasına ADALET sisteminin çökme noktasına gelmiş olmasının neden olduğunu örnekler ile anlatmak mümkündür.

Mesela suç bireysel bir olgu olmasına rağmen suç işleyen bir şirketin yetkilisinden  dolayı şirketin bütün mallarına el konularak diğer ortaklar ve oradan nemalanan herkesin hayatını olumsuz yönde etkileyen el koyma işlemi insani değil, hukuki değil, ahlaki değil  doğru değil diyen bir muhalefet gerekli bu ülkede. 

Elbette ki hukuk devletinde suç işleyen kim ise bedelini ödemek zorundadır. Hiçbir kimse hayır suç işlesin ama bedelini de ödemezsin demiyor. Ancak bu bedel bireysel olmalı ve ölçülü olmalı ve herkese eşit uygulanmalı. Örnek olarak İmamoğlu ve arkadaşlarını şafak operasyonu ile göz altına alırken Ak Parti Eski Genel başkanı ve başbakan Ahmet Davutoğlu ve TBMM eski başkanı Bülent Arınç’ ın canlı yayında İ.Melih Gökçek Ankara’yı parsel parsel sattı dediği halde neden o da şafak operasyonu ile tutuklanmadı diyen  seçmen bu konuda bilgi sahibi yapılmalıdır.

Bir baba suç işlemişse ve onun yöneticisi olduğu şirkette annesi, babası eşi ve çocukları ve diğer bir çok kişi nemalanıyorsa sırf onun suçundan dolayı şirkete el koyarak diğer yakın çevresindeki herkesi cezalandırmak hiçbir hukuk nizamında yeri yoktur.

Bu ancak antidemokratik uygulamaların olduğu ülkelerde olur. Çünkü hukuk düzeninde suç bireyseldir. Baba evlattan evlat babadan sorumlu değildir. Böyle antidemokratik uygulamalarda tarifi zor sorunlar da beraberinde gelir.   

MUHALEFET PARTİLERİ HÜKÜMET ÜLKEYİ YÖNETEMİYOR,EKONOMİ BERBAT, İNSANLAR PERİŞAN DİYEREK HÜKÜMETİN KENDİSİNİ DÜZELTEMESİNİ SAĞLAMAK İÇİN ÇABA SARF ETMESİ GEREKMEZ Mİ ?

Muhalefet tek önceliğimiz Erdoğan’ı göndermek diyerek seçmeni kendisine oy vermeye ikna edemez.

Ama ey seçmen bakın bu hükümet 4 milyon emekliye 14.500 TL maaş veriyor en ücra ilçelerde bile ev kiraları 25.000 TL bu emekli nasıl geçinecek demesi gerekmez mi ? 

AKP 2008’de bir yasa çıkararak emekli olunduğu zaman maaş bağlanma oranı % 75 iken % 33’e düşürdüğü için emekli bugün çok düşük maaş alıyor.

Bir çok hata var çok pirim ödeyenin az maaş alması gibi bir saçmalık kabul edilmez.

AKP sırf seçim kazanmak için toplumda EYT olarak bilinen 2.5 milyon kişiyi aynı andan hiçbir bilimsel karşılığı olmayan 08.09.1999’dan önce işe girenleri emekli edip seçim kazanmak için EYT yasasın çıkardı.

Burada 2.5 milyon kişi aynı anda emekli edilerek SGK zora sokulduğu gibi ciddi bir haksızlık da sağlanmış oldu.

İkiz kardeşlerden birisi 08.09.1999’da işe girdiği için daha az pirim ile 43 yaşında emekli olmuş.

İkizi ise iş yerinin hatasından dolayı bir gün sonra 09.09.1999’da işe girişi yapıldığı için 17 yıl daha fazla çalışarak ancak emekli olabilirsin demenin neresinde adalet var demesi gerekmez mi MUHALEFET partilerinin ?

Ak Parti 2002‘de iktidar olduğu zaman asgari ücret 222.000 TL idi (O zaman paradan henüz sıfır atılmamıştı)

Bu tarihte bir çeyrek altının fiyatı 27.40 TL idi bu maaş ile 8.10 çeyrek altın alınabiliyordu.

 Bugün ise asgari ücret 22.104 TL dir. Çeyrek altının fiyatı da 6.100 TL dir yani 3.62 çeyrek altın alınabiliyor. 8.10 Adet çeyrek altından 3.62 altını düşerseniz 4.48 çeyrek altın kaybolmuş demektir.

 2001 yılında o dönem yaşanan hem küresel ölçekteki hem de ekonomik krizin, hatta yaşanan resesyonun neticesinde dış borç 113,6 milyar $’a düşmüş gözükse de borcun GSYH’ye oranı o döneme kadarki en yüksek seviyeye, % 56,1’e çıkmıştı. Bunun yanı sıra 2010 yılına kadar brüt dış borç stoku neredeyse her yıl artarak devam etmiş ve 2010 yılında 291,2 milyar $ olarak açıklanmıştı.

29 Mart 2024

“Türkiye Brüt Dış Borç Stoku”, 31 Aralık 2023 tarihi itibarıyla 499,9 milyar ABD Doları olarak gerçekleşmiş olup stokun milli gelire oranı ise yüzde 44,7 olmuştur.

Aynı tarihte, “Türkiye Net Dış Borç Stoku” ise 261,4 milyar ABD Doları olarak gerçekleşmiş olup stokun milli gelire oranı yüzde 23,4 olmuştur.

CHP ve Diğer Muhalefet Partileri Erdoğan’ı Göndereceğiz Yerine halk’ a Ekonomi, Adalet, Eğitim, Tarım, Hayvancılık, Filistin Konusu, İsrail konusu başta olmak üzere seçmen’ e neler yapacağını anlatırsa ve seçmende bu dediklerine inanırsa zaten seçmen hükümeti bu sefer başka partiye verecektir.

İstanbul Times – Hüseyin Çetiner – 05. 04. 2025